Tirebolulu Alparslan yayımlandı.

Bu kitapta; 1876 yılında Tirebolu’da mütevazı bir evde gözlerini dünyaya açan Hüseyin Avni Bey’in hayat serüveni roman kurgusu içerisinde anlatılmaktadır. Her Türk evladının yüreğinde büyük bir arzu olan Zabit olmak’ isteği uğruna neler yaşadığını okurken aynı zamanda Bulgar ve Yunan çetecilerle Rumeli’ndeki mücadelesini, Balkan Harbindeki ve çok geçmeden Cihan Harbinde nerelerde ve ne şartlarda savaştığını öğreneceksiniz. Devlet-i Aliye’nin en batısından en doğusuna kadar olan sınırları içerisinde neredeyse ayak basmadığı bir yer kalmadığını anladığınızda şaşıracaksınız. Hayatındaki kararların büyük çoğunluğunu vatanı için savaşmaktan ötürü hangi şartlarda alabildiğini tahayyül edeceksiniz. Mondros Mütarekesinden sonra döndüğü İstanbul’dan, kötü niyetli Rum din adamları ve çetelerinin hayali olan Pontus Devletini kurmak maksadıyla bir araya gelenlerle mücadele etmek için gittiği memleketi Giresun’da kurduğu 42’nci Gönüllü Piyade Alayının ne zorluklar yaşadığını, sadece Giresun’da değil Karadeniz Bölgesinin tamamındaki mücadelelerini gördüğünüzde şaşıracaksınız. Kelle koltuğunda savaşırken aynı zamanda Türk Yurdu Dergisinde yayınlanan makalelerinin olduğunu, memleketindeki birtakım yanlış anlayışlarla mücadelesini, savaşırken soğuktan donma tehlikesi geçiren ve Erzurum’da tedavi gördüğü hastanede bile inandıkları uğruna ‘Tirebolulu Alparslan’ mahlasıyla yazılar yazan, Türklük âşığı bu müstesna kahramanın başardıklarını hayretle okuyacaksınız. İkinci Viyana bozgunundan sonra Türk Ordusunun ilk defa savunma hâlinden çıkıp artık ileriye doğru hücum eder hâle geldiği Sakarya Muharebesine 42’nci Giresun Alayı ile katıldıklarını, kurşunlara, toplardan saçılan şarapnellere göğüslerini açtıklarını, zafere giderken başta canları olmak üzere her şeyden vazgeçtiklerini göreceksiniz. Kitabı bitirdiğinizde kısaca söylenmesi gerekirse adı çok kişi tarafından bilinmeyen bir Türk kahramanının soylu mücadelesini ve vatanın istiklali için canını vermekten imtina etmediğini anlayacaksınız. Türk Milleti, Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Bey ile İstiklal Harbi’nde Şehit ve Gazi olanlara minnet duymakta, rahmetle anmaktadır ve sonsuza kadar anmaya da devam edecektir.

Aziz ruhları şad olsun.

 https://www.postkitap.com/tirebolulu-alparslan-sehit-binbasi-huseyin-avni-bey

Ziya Bey- Sürgünden İstiklale İstibdattan Hürriyete

 

Ziya Bey, her zamanki sakinliğiyle konuşurken mahkeme heyetinin, ondan aldığı cevaplardan hoşlanmadığı bu yüzden de gerildiği görülüyordu. Mahkeme Reisi Nazım Paşa, pervasızca ve biraz da sesini sertleştirerek sormuştu bu sefer:
“Ermeni katliamına siz fetva vermişsiniz! Bunun için ne söyleyeceksiniz?”
Bu söz, o zamana kadar sakinliğiyle soruları cevaplandıran Ziya Bey’i oldukça sinirlendirmişti. Bunu dışarıya belli etmemeye çalışsa da konuşmaya başladığında duyanlar sesinden hissedebilirdi:
“Reis Bey, sizden ricam Türk Milletine iftira etmemenizdir! Türkiye’de, bir Ermeni katliamı değil, bir Türk-Ermeni mukâtelesi (karşılıklı vuruşma) vardır. Bizi arkadan vurdular, biz de vuranları vurduk!”
Nazım Paşa’nın ve Mahkeme Heyeti’nin böyle bir cevabı beklemedikleri belli oluyordu. Gözleri dört açılmış ve aldığı karşılıktan dolayı öfkelenmiş olan Nazım Paşa, sesini daha da yükselterek bağırmıştı:
“Demek, Ermeni Tehciri’ni de mazur görüyorsunuz, öyle mi?”
Ziya Bey, vakur bir eda ile Reis’in sözüne ve söyleyişine misliyle karşılık vermişti:
“Tabii ki mazur görüyorum!”

Bu kitapta büyük Türk Mütefekkiri Ziya GÖKALP’ın hayatının bazı bölümleri roman kurgusuyla anlatılmaktadır. Sayfaları çevirirken Ziya Bey’in çektiği sıkıntıları, sürgünleri ve hayatına dair bilinmeyen birçok noktayı görecek, onun neler hissettiklerini, neler yaşadıklarını, bitmek tükenmek bilmeyen azmine ve zekâsına şahit olacaksınız.

Bağlantıya giderek inceleyebilirsiniz.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/ziya-bey-surgunden-istiklale-istibdattan-hurriyete/701781.html&manufacturer_id=45986

CANTEMİR

 


Doğduğu toprakları bir daha görmemek üzere göç etmek zorunda kalan bir ailenin yapayalnız kalmış son ferdiydi Cantemir, hayal meyal hatırlıyordu annesini, babasını ve biraz da dedesini! Umutla çıktıkları yolda yaşadıklarını, onu nelerin beklediğini bilme ihtimali de yoktu zaten. Çoğu insanın tahayyül bile edemeyeceklerini yaşamaya başladığında artık hızla akan bir nehrin akıntısında kalmış gibiydi belki de! Mingi Tav’ın eteklerindeki köyünden, Üsküdar’ın güzel bahçeli evlerine, Darüleytam’ın yüzü soğuk taş duvarlarından, Berlin’in kömür isinden grileşmiş havasının insanı boğduğu caddelerinde yalnız başına yürüyordu. İttihat ve Terakki Fırkası’nın önde gelen yöneticilerinden Talat Paşa, Enver Paşa, Dr. Nazım Bey, Dr. Bahaeddin Şakir Bey, Cemal Azmi Bey ile hayatının çakışacağını aklına bile getirmezken bir anda bambaşka bir dünyada buluvermişti kendini! Onların ve daha nicelerinin vatan uğruna neler yaşadıklarını, gözlerini kırpmadan tüm zorluklara göğüs gerdiklerini, canlarını bu uğurda vermekten imtina etmediklerini anladığında hayatının başka bir mecraya doğru ilerlediğinin farkında mıydı sorusunun cevabını ise bu romanı okuyacak kıymetli okurlar verebilecektir.

Bağlantıya giderek inceleyebilirsiniz.

https://www.kitapyurdu.com/kitap/cantemir/696719.html&manufacturer_id=45986 

Masum Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey






“Ben bir Türk Memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum, son sözüm bugün de budur, yarın da budur! Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet!

Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milleti’ne; çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet elbette onlara bakacaktır. Vatan uğrunda cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin, âmin…”
“Fertler ölür, millet yaşar. İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır.”

Bu kitapta; Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in hayatının bazı bölümleri gerçek olaylar çerçevesinde, roman kurgusu içerisinde anlatılmaya çalışılmıştır. Bozok (Yozgat) Mutasarrıf Vekilliği ve Boğazlıyan Kaymakamlığı görevini ifa ederken, Osmanlı topraklarındaki Ermeni isyanları sebebiyle çıkarılmak zorunda kalınan Tehcir Kanunu’nu uygulaması yüzünden başına gelenleri, ona isnat edilenleri, asılsız iftiraları ve aslında gerçeklerin neler olduğunu okurken içinizin yandığını hissedeceksiniz.

Bağlantıya giderek inceleyebilirsiniz.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/masum-bogazliyan-kaymakami-kemal-bey/696720.html&manufacturer_id=45986

Samangan Kurdu Azad Bek

 

 


Azad Bek, adını duyduğumda yüreğimde derin sızılar hissettiğim kişilerden birisidir. Onu ilk olarak Ankara Türk Ocağı’nda canlı olarak dinlemiş, söylediklerini Türkiye Türkçesine çevirerek, Yeni Düşünce gazetemizin o haftaki baskısına yetiştirip yayınlamıştık. O güne kadar ne kadarımız farkındaydı bilmem ama insanlarımızın birçoğu Afganistan diye bildiğimiz coğrafyanın neredeyse yüzde kırk beşinin Türklerden oluştuğunu, Afganistan’ın kuzeyi diye bildiğimiz yerlerin ise aslında Güney Türkistan olduğunu ondan öğrenmişti.
Orada Türk ailesi fertlerinin yaşadığını; bırakın Türkiye’ye, dünyaya duyuran kişi de Azad Bek Kerimi’dir! / Dr. Hayati BİCE

İncelemek ve temin etmek için lütfen bağlantıya gidiniz.